Join for FREE | Take the Tour Lost Password?

deviantART

 

hasretinle yandi gonlum..

Journal Entry: Mon Jan 4, 2010, 9:55 AM
Gülcan (Türkan Şoray), köyün çıkışındaki yolda, ağır ağır ilerlemektedir. Almanya’dan gelen kocası İbrahim’in (Kadir İnanır) kullandığı araba, uçurumdan aşağıya yuvarlanmış; yerde üstü örtülmüş cesetler ve ağlayan bir çocuk… Fonda ise incecik bir kadın sesi, “Hasretinle Yandı Gönlüm” diyor..( SEHA OKUŞ ) Türkan Şoray’ın 1972 yılında çekilen,ilk yönetmenlik deneyimi olan ve Moskova Film Festivali'nde de en iyi kadın oyuncu ödülüne layık görüldüğü “Dönüş” adlı filminden küçük bir hatırlatma yukarıdaki satırlar..


ve bu filmin soundtrack ini oluşturan parça..ben çok severim..zaman zaman dinliyorum da öyle ard arda..şimdi yaptığım gibi..en çok da seha okuş'un sesinden..
siz de sever misiniz bilmiyorum ama, ben paylaşmak istedim..





Hasretinle yandı gönlüm
Yandı yandı söndü gönlüm
Evvel yükseklerden uçtu
Düze indi şimdi gönlüm


Aramızda karlı dağlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Yokluğundan öldü gönlüm


Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrı kışlar
Başa geldi olmaz işler
Yokluğundan öldü gönlüm


Gelecektin gelmez oldun
Halimi hiç sormaz oldun
Yaralarımı sarmaz oldun
Yokluğundan öldü gönlüm


Aramızda karlı dağlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Yokluğundan öldü gönlüm


Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Yokluğundan öldü gönlüm











*bu arada,dostluğunuz,ilginiz, beğeniniz ve desteğiniz için çok teşekkür ediyorum..:shamrock:

*thank you so much for your nice comments, for your support and for your kindness..:shamrock:

  • Mood: Yearning

sizce ??

Thu Dec 3, 2009, 7:51 AM

“Mükemmel kadın” denildiğinde aklınıza ne gelir? Toplumun ve yaşamın üstüne
yapıştırdığı tüm sıfatları eksiksiz yerine getiren kadın!
Mükemmel Kadın Olmayın!

İyi bir eş, anne, dişi, seksi, ev hanımı, iş kadını, dost, evlat, sevgili
ve daha birçok şey olan mükemmel kadın, neden mutsuz olur? Çünkü bu
kadınlar başkaları için yaşarlar!

Bir ilişkide kadın, eşinin hayatını gereğinden fazla kolaylaştırdığında,
iyi bir iş yapmış olmaz. Her sorunu çözebilen, sorumlulukları üstünde
taşıyan, düzeni koruyan ve bunun için insanüstü çaba gösteren kadın,
karşısındaki erkeğin genetiğini bozar.

İnsan doğası almaya, tüketmeye eğilimlidir ve rahata çabuk alışır. Mükemmel
kadın, her konuda başarılı olduğundan, karşısındakine yapacak bir şey
bırakmaz. Armut piş, ağzıma düş! İlişkiler, paylaşım olmadan büyümez.


Kadın ve erkeğin gelişimi, yaşamın getirdiği sorumluluklar, dersler ve çaba ile
doğru orantılıdır. Çocuğunun okul ödevlerini kendisi yapan bir anne,
evladının öğrenmesini ve yeteneklerini geliştirmesini engellediğinin
farkında değildir. Aynı durum ilişkilerde de geçerlidir. Eşinin işlerini
üstlenen, yapması gerekenleri onun yerine yapan, beceremediklerini bir
şekilde halleden mükemmel kadın, mutsuz olmaya mahkumdur.
İşin garip tarafı, bu yapıdaki kadınların ilişkileri genellikle hayal
kırıklığı ile biter. En çok aldatılan, terk edilen kadınlar, kusursuz
kadınlardır.


Neden aldatıldıklarını anlayamazlar. Üstelik, eşlerinin
seçtikleri kadınlar, kendilerinden çok daha vasıfsız olanlardır. “Benim
neyim eksikti?” Bu cümlenin cevabı havada kalacaktır, hatta şok etkisi bile
yaratabilir ama eksik olan kusurdur.
İlişkiler paylaşım üzerine kuruludur. Mükemmel kadın, eşinin yapacaklarını
üstüne aldığında, zaferlerini de elinden almış olur. Çaba göstermek,
uğraşmak için ortada sebep bırakmaz. Heyecanı, hevesi kalmayan bir eş,
doğal olarak gidip, kendini göstereceği, yaratacağı başka ortamlar arar.
Çevrenizdeki insanları bir düşünün. İçlerinde, mükemmel olduğuna
inandığınız ama hala neden evlenemediğini ya da mutsuz bir ilişkisi
olduğunu anlayamadığınız kişiler yok mu? Dışarıdan bakı.p, dört dörtlük
kadın dediklerinizle birlikte yaşadığınızı hayal edin. Hazır bir hayat. İlk
başlarda çok keyifli gelse de, zaman içinde son derece sıkıcı, tek düze ve
boş bir yaşam şeklini alır. İnsani egonuz zarar görür.
Mükemmellik, kendinden vazgeçmek demektir. Sürekli başkaları için yaşamak,
onların ihtiyaçlarını gidermek, onların sevdiklerini seçmek ve hazırlamak,
hep başkalarını düşünmek, mükemmel kadını kişiliksiz kılar. Kendi
hayatından vazgeçmek, saçının her telini sü.pürge etmek, gereksiz özveri ve
fedakarlık göstermek, karşı taraftan alkış ve takdir almaz. Düzenli olarak
bunlar yapıldığı için, görevmiş gibi algılanır ve kıymet bilinmez.
Kusursuz ve mükemmel olmak, sadece zarar verir. Eşini, çocuğunu, kendini
hatta dostlarını bile zor bir psikolojik sürece sokar. İlişkiler
paylaştıkça değer kazanır ve keyif verir. Mükemmel kadın mutlu olamaz.
Başkalarının hayatını düzenlerken, kendine ait bir yaşamı unutur.
İnsan dediğin kusurlu olur. Hataları, yanlışları ile var olur. Mükemmellik,
insana ait değildir. Kusursuz veya mükemmel kadın olmayın. Bu sizi ancak,
ruhsal köle ve yaşam hizmetçisi yapar.




bu sabah uyandığımda bir aydır peşimi bırakmayan boğaz ağrıları ve öksürükten mütevellit sinir bozucu hastalık tam iyileşiyorum sanırım derken yeniden hala benimle olduğunu gösterdi;dolayısıyla okula bile gidemedim..dinlenmem gerektiğini biliyorum ama tüm gün evde hiç bir şey yapmadan dinlenmeye çalışmak oldukça sıkıcı :/ bu sıkıntıyı gidermek için bol bol fotoğraf düzenleyip ,birikmiş maillerimi okudum..ve aralarında yukarıdaki yazının olduğu maili okurken,beynim birden sorgulamaya başladı;

gerçekten kaybeden hep iyilik mi bu hayatta? ben zaman zaman yaşadığım kırgınlıklara rağmen, aksini düşünmekte ısrar edip bu yönde hareket etmeye çalışıyorum,ya da öyle yaptığımı zannediyorum bilmiyorum..hani herkesin bir hayat felsefesi vardır;ben de "iyilik bir gün mutlaka kazanacaktır" felsefesini benimseyerek,içimi kirletmeden hayatımı sürdürmeyi seçtim..hatta ana sayfamda ID min altına şöyle bir not düştüm dikkatinizi çekti mi bilmiyorum :


"köhne değildir içim şu duvarlar kadar,ne kırgınlıklar yaşarım da suskunluğumu bozmam..
hadi dön de bir bak bana.. kirletip çürütmem ben ruhumu bir hiç uğruna.."


yanılan ben miyim? yoksa bu hayat, yukarıdaki yazıda olduğu gibi mi sürülmeli sizce?


if you want to listen :music: [link]


  • Mood: Hopeless
  • Listening to: isabel-il divo

sahiller denizin sonu degil ki..

Journal Entry: Sat Nov 14, 2009, 2:00 PM
SAHİLLER DENİZİN SONU DEĞİL Kİ..


Seni yıllarımın bütün dönemlerinde özledim.Düşler kurdum dolu dolu.Hiçbiri olmadı aslında ya aldırmadım.Biliyordum, "düş"tü onların çoğu.Yokluğunda varlığımıza sığınmaktı.Bu,sona nasıl hazır olduğumuzu duymaktı.Sensizliğe direnişti belki bu..

O canım başlangıç.İlk oluşu herşeyin..Çocuklardan çocuksu hislerimiz."Evvel zaman içinde bir gün"üz şimdi biz.Masallarda zaman çabuk geçer.Anlamalıydım bunun \"masalımız\"olduğunu.Anlamalıydım vaktin dolduğunu ve çekip gidebilmeliydim.Toz pembe tutabilir miydim hiç senin karartıverdiğini ?





Vazgeçtim,senden nereye kadar vazgeçebilirse insan.Vazgeçtim,yorgun yüreğimle yarattığım dünyamdan.Şimdi dileğim seni anlatabilmek.

"Evvel zaman içinde.."

Ya da önce beni anlatayım.Sevdiceğim.Beni yaşamayan seni nasıl bilecek?

Dopdoluyum seni söylemek özlemiyle.Yürekte başlamaya görsün bu istek,okuyan olmasa da yazar insan.Sana yazmak,senin tarafından duyulmak anlamına da gelmiyor,ayrıca.Seni yaşatabiliyorsam yazmakla,bu yeter bana.






Kapından bir hatıra gibi gittiğime bakma.Senin isteğindi bu.Bense öyle yanıbaşındayım ki hala,bir başka dünyan olabileceğini bile düşünemiyorum.O kadar düşünemiyorum ki,döneceğin günü bekliyorum ,yüreğimdeki yerine..

Bir zamanlar herşeye sen karar verirdin.Sıra bende.Neyi nasıl düşünüyor ve duyuyorsam;onu öylece sana getirmekte kararlıyım.Neye nasıl inanıyorsam;onu öylece,senin tükenmiş inançlarının yanına bırakacağım. Taa ki kırkıncı odadaki hazine gibi seni buluncaya dek.

Kırkıncıya gelinceye kadar kapıların ardında neler bulurum? Nice kahrolurum boş çıktıkça odalar? Ve nasıl çırpınırım,kırkıncı odadan eli boş dönmesin diye yüreğim..






Bunları yazacağım sana birer birer.Sensizlikten geçen her yol,beni sana yaklaştıracak.Bölünmüş uykularla kısaltacağım geceleri.

Sensizliği kısaltacağım seni yazmakla.Böylesine yaşamayı daha önce akıl edemediğim için bağışla beni.






Hiçbirşey doyumlu değilmiş ...Herşey yarım kalıyormuş doğadan,haberimiz olmadan.Filiz,filizken solduğu çok görülmüş dalların.Güneşini,buluta sarmış gökyüzü.İçi kan ağlamış doğmadan ölen canlının;tohum çatlamış da çiçeğe dönmeden kesilmiş soluğu.

Haberimiz olmadan yarım kalmış herşey.Gecenin yıldızından yağmur dökülüvermiş birden.Kararmış,ışık ışık yanan yıldızcıklar.Korkmuş gece güzelim sessizlikten.Uykusu yarım kalmış rüzgarın.

Çocukluk masallarımıza dönmüş ne varsa.Az zaman içinde çok şey geçmiş.Bükülmüş boynu çiçek çiçek dalların,kimse farkedememiş.Her anı sevinçli değilmiş günlerimin.Apansız kuruyuvermiş o billur sular.Bir başka sır saklıymış ötede beride.Bilmediğimiz.

Bağışlanmış ne varsa doyumsuzmuş meğer herbiri.Üzülmez oldum.Hiç değilse biliyorum ki en yüce sunular bile sonsuz değildir.Ve herbiri bir gün haber vermeden çekip gidebilir.

Üzülmez oldum şimdi.Biliyorum ki gönül verdiğim ne varsa,doyumsuz kalacaktır,onlarda bunca yarım kalmışlık arasında.






Bilir misin 24 saat az geliyor bana ..Daha uzun olsa günle gece.Daha uzun beklesem yolunu.Dönüverecekmişsin de zaman yetmiyor sanıyorum.

Aşık Kerem gibi "Bir iyilik edersen vaktinde eyle." demiyorum.Değil mi ki bana iyiliklerin en yücesidir dönüşün.Zamanın geçmiş olması düşünülemez değil mi ?

Dön de beni bereberliğimizin kaldığı yerde bulasın.Dön de,sana yıllardır olanları anlatayım bir bir. Nasıl kahrolduğumu yokluğunda;nice yollara düştüğümü ardından,nice boynu bükük geri döndüğümü anlatayım bir bir..

Ezik yüreğimin ezik sabahlarından sözedeyim sana. Gör nasıl olurmuş,sensiz başlayan günler.Bir yüreğe oturması var ki dönmeyişinin ... Onu gör yeter.






Bense 24 saatini az buluyorum hala günün,gecenin.Daha bir büyüse zaman diyorum,daha bir büyüse bekleyişi yüreğimin.Son mektubunu da aldım.Yine sevgili,yine özlemli idi.

"Erken gittin,zamansız gittin." diyorsun,ben gittim mi ki? Dön diyorsun,"Dön sensiz geçmiyor zaman."Ben senin dön dediğin yerde değil miyim? "Sensizlik cehennem gel,al beni.Kaç yüzyıldır ayrıyız.Kaç yüzyıldır ayrıyız ki,özlemedin mi hala?"diyorsun."Yağmur serinliğini getir,yanıklığıma bırak.Işık tut yıllar sonrama.Kapını bir kez daha arala." diyorsun.

Bensizliğe tutkulu olmak güç şeymiş.Ölümmüş günde 24 saat beklemek.Bunca satırlardan içim yandı.Gözyaşlarımla yaprak yaprak okudum BENİ. Beni okudum,evet.Çünkü bu mektup benden sanaydı.Olsun dedim.O da yazsa böyle yazardı.Yüreğimi katladım,mektuplarımla birlikte gecelerimin uykusuzluğuna bıraktım.






Bu sabah kayalara çarpan denizle uyandım. Bana herşey :

"Uyan ve O'nu düşün" diyordu.Çevreyanımı sen sardın,doğa değil.Pencerem bahar çiçeklerine değil,sana açılıyordu.İçim sana açılıyordu kısacası.Ağaca,güneşe,denize anllattım sevgimi,sevincimi.

"O'nu mu düşünüyorsun ? dedi ağaçlar,o senin dal yeşili muradını kara geceye çevireni mi düşünüyorsun ?"

Deniz söylendi öteden küskün küskün:
"Ne çabuk unuttun gözyaşlarını benim maviliğime kattığın günleri?"

Gün buluta giriverdi beni görünce."Bırak.. dedi.Affedemem.Unutmadım O'nun için göğe açılan ellerini.Ne oldu yürek yürek duaların?Geri geldi mi ?"





Başım öne düştü birden,ezikliğimi sakladım."Hiç birşey sonuna dek yaşamaz ki" dedim.Doğrulasınlar savunmamı istedim,doğrulasınlar dönmeyişini.Ve titrek gücümle,doğaya bir kez daha seslendim :
"Hiç birşey ölümsüz değildir."

Yankı yankı gülüştü sular : "Öyleyse sendeki bu hal nedir?"





Bilirsin odamı.kayaların yabanlığına bakar.Denizini bilirsin buraların,ölüler kadar sessizdir ve ölüler kadar tasasız.Benimse,ümit türküleri söylüyor yüreğim.Dolaşmayı denedim kumların sıcaklığında.Balıkçıl kuşları eteklerime kadar sokuldu,ben sana sokuldum ;sendeki bensizliğe inat .Kum tanelerinin çokluğunca düşündüm seni.Güzel ne varsa düşündüm..

Nice yürek varsa sevilmeye değer,önünde diz çökmek geliyor içimden.Yüceliğini öğrettiğin ne varsa,peşine düşmeyi diliyorum.Tanımadığım kişilere bel bağlayarak,dostlarımı sırtımda taşımak istiyorum.





KUM TANELERİNİN ÇOKLUĞUNCA ÖZLÜYORUM SENİ. Yalnızlığımda seni yaşamanın eşsizliğini duyuyorum.Ve yüreğim büyük sevdalara açık umut türküleri söylüyorum.

"Gözyaşlarım titrek dudaklarımla,boynu bükük halime aldırmadan bırakı p gideni,bağışlayıverdin yine değil mi?"





"Elimi eteğimi çekmişim dosttan düşmendan.Bir köşede ben seni yaşıyor muşum.."

Sevmiyormuşum uzun günü,kara geceyi.Hiç bir çabam yokmuş ak günler getirmek için de..Hele görülesi güzelliklerine doğanın,bakmazmışım bile..Ne yalnızlığım umurumdaymış,ne yeryüzünün gürültüsüne aldırırmışım.Dilim susmuş,açılmaz olmuş yüreğim kimselere.Umursuz gözlerle bakarmışım çevreyana.Yağmurla gelen anıları bile bırakmışım.





Vazgeçmişim adsız ümitlerden.
Vazgeçmişim evrenin ışığından ateşinden...
Bunları diyorlar bana,
Sen gideli böyle diyorlar.
Ve ben tek yanıtımı onlara değil
Sana veriyorum :
Ne duyarsan inanılası bil
Ne varsa doğrudur benden yana söylenen.
Çünkü yüreğimde ;
"BİR VAZGEÇİŞ Kİ,
SENDEN GAYRI HERŞEYDEN.."

Nazan Güntürkün





This Journal Skin was designed by =Night-Beast
  • Mood: Yearning

dinle!

Journal Entry: Thu Nov 5, 2009, 3:45 PM












Biraz Değiştim

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum!
Aslında ne pişmanım ne de pes ediyorum,
Sadece beni kaybettikçe seni kaybediyorum,
Şu kalp denen, beni bana sorgulatıyor artık,
Ki seni sorgulamamasını nasıl beklerim,
Toprağa bakan yanım senden zaten ayrı,
Sana bakan yanımsa toprakla aynı,
Ne yaparsan yap gördüğünün seni görmesini bekleyemezsin,
Gözlerim yorgun, dudaklarım hissiz,
Dokunulmadan geçen yıllar bana ağır,
Sarılmadan geçip giden uğurlamaların kavuşmaları hep beklentisiz,
Söyleyemediklerini söylesen de şimdi, sesine aşina yanım onca sessizlikten sonra artık sağır!
İsteyerek değil!

Çok çalıştım,
Paylaştığımız hayatımızda bıraktığın onca üstü kapalı “git” izine,
Beni yerle bir eden kendince açık olan her tepkine,
Ve bence bana tanımadığım bir adamı göstermene rağmen,
Gitmek için, bitmek için, sana huzur vermek için çok çalıştım,
Daha önce de gitmiştim, kendi isteğimle!
Anladım ki daha önce sevmemiştim,
Çok çalıştım inan,
Değişen yanımın aslında hep aynı olduğunu göstermeye,
Her defasında daha da tozlaşan canımı kırmadan korumaya,
Ve alışmaya kendime, bu göz gözü görmez dumanlı halime,
Çok alışmaya çalıştım hem de,
Tanıştım seninle doğan yanımla da ölen yanımla da,
Birini yaşattım, yaşatıyorum da hala ama diğerinin ölmesine engel olamıyorum da!
Yorulmak dinlenmekle geçmiyor,
An be an çöküyor insanın içindeki güç,
Işığı sönüyor, beyaza dönüyor rengi gitgide, hissizleşiyor,
Ne yormak istedim seni ne de yormak kendimi,
Çok çalıştım,
Gitmeye de kalmaya da,
İkisi de aynı acı,
Kolay değil!

Can Yücel








  • Mood: Disbelief

GelmeArtik NeyeYarar

Journal Entry: Thu Oct 15, 2009, 9:37 AM




ne hasta bekler sabahı,
ne taze ölüyü mezar..
ne de şeytan, bir günahı,
seni beklediğim kadar..

geçti, istemem gelmeni,
yokluğunda buldum seni;
bırak vehmimde gölgeni,
gelme artık, neye yarar?

n.f.k.
















  • Mood: Tired

Journal History

my gift

dedicated to me ;

:heart: :heart: :heart:

from:iconjusuart: :heart:


from:iconlisans::heart:


from:icondieffi: :heart:

from:iconreddog54: :heart:

from:iconlioness04::heart:

from:iconzanasoul::heart:

from:iconi-c-e-blue::heart:

from:iconchrissiecool::heart:

from:iconwhitebook::heart:

from:iconi-c-e-blue::heart:

from:iconrezzan::heart:

from:iconplume35::heart:

from:iconlinkinagony::heart:

from:iconefsultan::heart:

from:iconwhitebook::heart:

from:iconfaustina06::heart:

from:icongomit::heart:

from:iconmageprydain: :heart:


from:iconzanasoul::heart:

from:iconkentsiz: :heart:

from:iconfaustina06: :heart:

from:iconcelal61: :heart:

from:iconjasmina-s: :heart:

from:icononerist: :heart:

from:iconwhitebook: :heart:

from:iconetemclk: :heart:

from:iconjusuart: :heart:

from:icongomit: :heart:

from:iconplume35: :heart:

from:iconefsultan: :heart:



from:iconlimpidd: :heart:

from :iconlamassu-hathor: :heart:

from :iconcelal61: :heart:

from :iconi-c-e-blue: :heart:

from :iconlamassu-hathor: :heart:

from:iconartweller24: :heart:

Shoutbox

*mim304:iconmim304:
:wave:
Thu Dec 3, 2009, 1:36 PM
=matricaria72:iconmatricaria72:
:heart:
Fri Oct 9, 2009, 9:11 AM
~EfSultan:iconEfSultan:
mcx
Wed Sep 9, 2009, 9:09 AM
=matricaria72:iconmatricaria72:
:heart: :rose: :hug:
Thu Jun 25, 2009, 3:17 PM
=jusuart:iconjusuart:
:rose::rose::rose::rose::hug::heart:
Mon Jun 15, 2009, 10:15 AM
=matricaria72:iconmatricaria72:
:heart:
Sun May 24, 2009, 4:32 PM
*i-c-e-blue:iconi-c-e-blue:
:rose::hug::rose:
Wed May 20, 2009, 8:20 AM
*Jasmina-S:iconJasmina-S:
:heart::heart::heart:
Wed May 20, 2009, 5:59 AM
=matricaria72:iconmatricaria72:
derhal :aww: :hug:
Tue May 5, 2009, 12:32 PM
~gochce:icongochce:
baayaan banada mesene versene :D hihihi :hug:
Mon May 4, 2009, 9:48 PM
~gochce:icongochce:
:hug:
Mon May 4, 2009, 9:48 PM
=matricaria72:iconmatricaria72:
:D
Sat Apr 18, 2009, 7:37 PM
~An-al:iconAn-al:
tikkat tikkat... bu bir kuru gürültüdür. kimse kulaklarını kapatmasın :D
Fri Apr 17, 2009, 10:03 PM
=matricaria72:iconmatricaria72:
:kiss:
Sat Apr 4, 2009, 10:04 AM
~Rabiiia:iconRabiiia:
:kiss:
Thu Apr 2, 2009, 3:38 AM

Site Map